İzmir’de 30 Ekim 2020’de gerçekleşen ve 117 kişinin ölümüne yol açan depremin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen, 36 kişinin can verdiği Rıza Bey Apartmanı’nın yıkılmasına dair dava henüz sonuçlanmadı.
İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren yargılama sırasında, yakınlarını kaybeden ailelerin acıları ve adalet arayışları devam ediyor.
Depremde annesi, iki çocuğu ve iki yeğenini kaybeden Hüseyin Bilgin Yücel ile diş hekimi kızı Zarife Doğan’ı yitiren Kamil Doğan, depremin altıncı yılında yaşadıkları acıyı ve yargı süreciyle ilgili beklentilerini ANKA Haber Ajansı’na aktardı.
“6 YILDIR ADALETE ULAŞAMIYORUZ”
Deprem sırasında Rıza Bey Apartmanı içerisinde annesi Arife Yücel, çocukları Diren ve Feda ile yeğenleri Lena ve Vera’yı kaybeden Hüseyin Bilgin Yücel, altı yıldır adalet mücadelesi verdiklerini ifade etti.
Depremin İzmir’de değil, Ege Denizi’nde gerçekleştiğini vurgulayan Yücel, şöyle konuştu:
“2020 yılında yaşanan deprem, İzmir’de meydana gelmeyen bir olaydı. Ege Adası açıklarında meydana gelen sarsıntının dalgaları geldi ve binlerce eski yapının bulunduğu İzmir’de yalnızca beş apartmanın yıkılmasına neden oldu. Biz de deprem sonrası neden sadece beş binanın yıkıldığını sorguladık. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da bu konuyu araştırdı.
Rıza Bey Apartmanı ile ilgili soruşturma gerektiği gibi yürütüldü. Depreme sebep olan tüm unsurlar titizlikle belirlendi. Binanın 2003 yılındaki güçlendirmesinin tamamen yanıltıcı olduğu ortaya çıktı. Bayraklı Belediyesi tarafından 2012 yılında binanın üçüncü derece riskli olduğunun tespit edildiği ancak hiçbir önlem alınmadığı anlaşıldı.
2003 yılında güçlendirme yapan kat malikleri, 2012 yılında ‘bu bina üçüncü derece risklidir ama başınızın çaresine bakın’ diyen Bayraklı Belediyesi imar müdürü, inşaatı gerçekleştiren müteahhitler ve güçlendirme işlemini yapan firmanın sahipleri yargılanıyor. Dosyamızda toplamda 19 sanık bulunuyor. Tüm unsurlarıyla savcılık üzerine düşeni yaptı ancak biz altı yıldır adalete ulaşamıyoruz.”
“DAVANIN ZAMAN AŞIMI TEHLİKESİ VAR”
Davanın Türkiye’deki depremlere yaklaşımı değiştirebilecek nitelikte olduğunu belirten Yücel şunları söyledi:
“Bizim dosyamızda verilecek bir karar, tüm depreme bakış açısını değiştirebilir ve herkesin sorumlu tutulmasını sağlayabilir. Kat maliklerinden yöneticilere kadar, apartmandaki taşıyıcı sisteme müdahale eden şirket görevlileri ile buna izin veren kat maliklerine kadar herkes yargılanıyor. Dosyamızda çıkacak bir karar, deprem kuşağındaki ülkemizdeki depremlere olan yaklaşımı dönüştürebilir. Ancak dosyamızda hâlâ karar verilmiyor.
Müteahhitin taşeron şirketinin yetkilisi için iki yıl boyunca savunma bekledik ve ek raporlar alındı. Şu anda mahkemenin son verdiği ara karar ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden yeni bir bilirkişi raporu talep etmek oldu. Bu dosyada elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Ülkemizdeki depreme bakış açısının değişmesini istiyoruz fakat İzmir Başsavcılığı bütün işini yapmasına rağmen yargı süreci bu durumu mümkün olduğunca uzatmaya çalışıyor. Davanın zaman aşımına uğrama tehlikesi bile mevcut.”
“PEŞİNİ BIRAKMAYA NİYETİMİZ YOK”
Sorumluların cezalandırılmasını talep eden Yücel, “Bu kişilerin hepsi darağacı kurulsa veya idam edilseler bizim için hiçbir anlam ifade etmez. Biz sadece depremin doğal bir olay olduğunu anlatmaya çalışıyoruz ama bu doğal olayın ülkemizde her zaman mevcut olduğunu biliyoruz; çürük binaların depremde yıkıldığını vurgulamak istiyoruz. Sorumlular mutlaka cezalandırılsın istiyoruz ancak biz elimizden geleni yapmamıza rağmen yargının üzerine düşeni yerine getirmediğini görüyoruz. Sürecimiz devam ediyor ve peşini bırakmayı düşünmüyoruz. Sonuna kadar gideceğiz ki artık depremler insanların hayatını kaybetmesine neden olmasın” dedi.
HER GEÇEN SANİYE ACILAR KATLANIYOR
Rıza Bey Apartmanı’nda bulunan diş polikliniğinde deprem sırasında hayatını kaybeden diş hekimi Zarife Doğan’ın babası Kamil Doğan da acılarının her geçen gün arttığını belirterek, “Acımız altıyı doldurmak üzere ve her saniye daha da artmakta. Acılarımızın hafifletilmesinin tek yolu, yargılama sürecimizin sona ermiş olmasıdır ve sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasıdır. Amacımız kimsenin artık deprem felaketinden zarar görmemesi veya hayatını kaybetmemesidir” diyerek ifade etti.
“NET BİR RAPOR DÜZENLEMESİNİ TALEP EDİYORUZ”
Davanın güncel durumu hakkında konuşan Doğan, “Bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor herkes tarafından reddedildi çünkü belirsizdi ve sanıkların sorumluluklarını net bir şekilde belirtmiyordu. Yeni bir bilirkişi heyeti atandı ancak biz acılı aileler olarak artık yıllardır süregelen acılarımızın hafifletilmesine yardımcı olacak net bir rapor düzenlemesini talep ediyoruz” dedi.
“ŞEHİTLİK HAKKI İÇİN MÜCADELEM SÜRECEK”
Kızının sağlık çalışanı olduğunu belirten Doğan, görev başında yaşamını yitiren kızının şehitlik belgesi başvurusunun Sağlık Bakanlığı tarafından sonuçsuz bırakılmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Zarife diş hekimiydi ve resmi sağlık personeliydi. Görevdeyken enkaz altında kalarak şehit olan kızımın hakkını sonuna dek arayacağım çünkü onun dökülen kanından gözyaşına kadar her şey değerlidir. Böyle bir evlat yetiştirmek çok zor.
Onun yaptığı iyiliklerin tarifi yoktur ama Sağlık Bakanlığı’nın yürürlükte olan Şehitlik Belgesi Düzenlenmesine Dair yönergesi tüm sağlık personelini kapsıyor. Ben kanundan bahsediyorum burada! Onun şehitlik hakkının verilmesi konusunda mücadelem son nefesime kadar devam edecek çünkü bu hak onun mesleği kadar kutsaldır ve kimse tarafından engellenemez.”
ZARİFE’NİN MUTLULUĞU BAŞLARKEN BİTTİ
Kızının nişan yüzüğünü gösterirken gözyaşlarına hakim olamayan Doğan, “Aziz milletim, her evlat mutluluğu hak eder fakat Zarife’nin mutluluğu başlamadan sona erdi.” dedi.
“TUTUKSUZ YARGILANMALARI CANIMIZI ÇOK ACITIYOR”
Dava dosyasında yer alan sanıkların tutuklu olarak yargılanmasını istediklerini belirten Doğan,“Her duruşmada sayın mahkemeden sanıkların tutuklu kalmasını talep ediyoruz ama nedense bu talepler reddediliyor ki içimizi çok acıtıyor.” şeklinde konuştu.